
Ciddiye alınan doğum günleri var alınmayan var.
Misal 18, çok itinalı bir doğum günü partisi gerektiriyor.
18. yaş günüm için arkadaşlarım o zaman Levent Set Kebap’ın arkasına düşen
The North Shield'de sürpriz bir parti düzenlemişlerdi. Kalp çeklinde çikolatalı bir pasta kesmiştim.
Başıma tam olarak ne geleceğini bilmiyordum ama hazırlıklıydım tabii.
Akmerkez She mağazasından o gün için aldığım siyah boyundan bağlı mini bir elbise giymiştim.
Ayağımda siyah bilekten bağlı sabolarım vardı.
S A B O!
Red Jeans kokuyordum. Rimelimle allığımı kendim sürmüştüm.
Saçlarımı arkada mini bir at kuyruğu yapmıştım (Ondan önce 2 yıl boyunca saçlarım bir erkeğinki kadar kısaydı).
Çanta olarak yanıma ne almıştım hatırlayamadım ama el tırnaklarıma Flor Mar 319 sürmüştüm.
Üşürsem diye yanıma bele oturan kont montumu almıştım.
Her şey bitti sanarken ardından Kenan Doğulu’yu dinlemeye Baltalimanı’nda bir gece kulübüne gittik.
Rüyamda görsem hayra yormayacağım bir geceydi.
Yıl 1996.
Şimdi o günkü arkadaşlarımla görüşmüyor olmak anlamsız gelmiyor aslında.
Ondan sonraki doğum günlerinden aklımda çok net bir şey kalmamış.
Aslında yapılacak şey basit. Bir günlük tutamıyor olsan da bir “not defteri” tutmak mümkün.
Her doğum günü için bir fotoğraf ve o günü anlatan birkaç satır yazı.
20 yıl sonra mesela 20 foto ve 20 yazı. Kişisel tarih oluşturmak için firavun olmak gerekmiyor.
30 da ciddiye alınacak bir yaş. Bir kadın için 20 çıtır, 25 kıtır, 30 kadın-kadın bir yaş.
Geçen sene 30. doğum günümü Reina’da kutladık.
Bu da çok hoş bir sürprizdi.
O gün birlikte olduğum insanlarla hala görüşüyor olmak çok anlamsız gelmiyor aslında.
Canına yandığımın ekonomik krizi daha ortalığı tarumar etmeden önce banka,
kartın miles kat sayısını 4’ten 2’ye düşürerek Miami planımızı suya düşürmekle kalmadı bu seneki 26 Haziran’ı da Nispetiye Cad. Caddesi Cafe Crown’a taşıdı.
Hiç de fena olmadı.
Saat 22’de açık D&R bulmanın espirisi yoktu. Osho’nun kitaplarını 7 liraya satıyor olmaları yüz güldürücüydü.
Osho! Adamım!
Kimine göre bir şarlatan kimine göre büyük felsefeci.
Aslında hiç kitap yazmadı Osho, konuşmalarını kitaplaştırdılar. O yüzden ilginç bir dili var.
Eğer bir tane Osho kitabı okumadıysanız ne kaybettiğinizi hiç bilemezsiniz.
Latte’ye kremalı dondurmalı sufle eşlike etti, kapanışı Türk Kahvesi ile yaptık.
Sohbet ağırlıklı olarak ikici el otomobil piyasası üzerineydi.
Artık 31 oldum.
enden daha yüksek bir rakam duymak isterseniz eğer gönül rahatlığı ile32’ye girdim derim size;
ama bu bürokratik olarak hiçbir anlam ifade etmiyor.
Tıpkı 17’yi bitirip 18’e giren bir gencin hala ehliyete başvuramaması gibi.
Anladığım kadarı ile 4o da ciddiye alınacak bir yaş dönemi.
Öyle okudum gazetelerden.
Benim de ahtım var, 40 olmadan Nihat Odabaşı’nın çok seksi fotolarını çekmek istiyorum.
İnşallah denk düşer.
O değil de başka bir şeyden bahsedicem şimdi:
31 olmadan her insan bir kere olsun ananas soymalı.
Göründüğü kadar korkutucu değil.
Zaten etiketinde nasıl yapılacağı tarif edilmiş.
Yıkılmaz bir kabuk, içinden çıkılmaz bir çekirdek savaşı yok.
Pek sık rastlanmayacak eğlencesi garanti.
İnsan bir ananası yenebilecek şekilde ortaya çıkardığında kendini oldukça maharetli hissediyor.
27 Haziran 2009
